Göçmen

Son dönemlerde size gelen mesajlarımız, (bazıları) isminizle ile hitap ederek başlıyor. Kullandığımız sistemin bir hediyesi. Aslında fevkalade samimiyetsiz. Çünkü gönderdiğimiz mesaj ortaya giden bir mesaj; okuyan okusun, gerisi okumadığı için kendi düşünsün zihniyeti ile yazılmıştır. Yani her ne kadar kişiselleştirmek çabası varsa da aslında değildir.
Kişisel hitap, bizim buralarda biraz sıkıntılıdır. Taksiye bindiğinizde, günaydın demek; hele bayansanız (pardon kadınsanız, hatta hanımsanız) sıkıntılıdır. Erkek iseniz yavşak ve otomatik yollu hükmü giyersiniz. Yani bir selam ile varlığımızın hissedilmesi şüphe çeker. Sadece ‘selamın aleyküm’ nispeten emniyetlidir. Orada da aslında tehlike vardır. Len, herifin adı Berkecan, ayağında şort saç omuzlarda, bu selamın aleyküm ne ayak?’ Sorusu gündeme geldiğinde hükmü kalmamıştır.  Veya bunun annesi afedersiniz Rum değil mi? Son üç beş yıldır merhabasını değiştirdi. Zuluların galiba; selamı ‘seni görüyorum’ filan gibi tercüme edilecek bir selamlama kelimeleri var. Hep aklıma takılmıştır, görmek ama gerçekten ve bunu gönülden söylemek; hiçbir maliyeti yok. Ama maalesef bizi sadece otomatik sistemler selamlıyor. Ve tabii ki menfaat için ‘Selam Mustafa Celalüddin Ekber Adidas’ın 43 numara ayakkabılarına baktın mı?’ hatta bu konuda meşhur hikaye var ya ‘hiç utanmıyor musunuz kardeşim devamlı reklamlarınızın etrafında her yerde cıbıl cıbıl kadın resimleri felan çıkıyor, çoluğumuz çocuğumuz var’ deyince mekanik bir ses ‘Tüm reklamlar sizin girdiğiniz sitelerden yönlenmektedir.’

Son günlerde yine alevlenen göçmen, daha doğrusu düzensiz göçmen meselesi maalesef iç parçalayıcı boyutlarda devama başladı. Yukarıda bu konuda bir çizim var.

Shopping Cart
Scroll to Top